
Blog Yazısı
Sanayi Öncesi Kentte Kimler Yaşıyordu
Giriş
Sanayi Devrimi öncesi hayata göz atmanızı öneririm. "Sanayi Öncesi Kentte Kimler Yaşıyordu?" sorusu için bir cevap aşağıda (Claude). Esas yazı: "Eski̇ düzen yıkıldı, yeri̇ne ne konacaktı?"
Artığın Toplandığı Yerin Sakinleri
Sanayi devrimine kadar kent, insanlığın küçük bir azınlığının yaşadığı yerdi: nüfusun genellikle yüzde beşi ila onu. Hollanda ve Kuzey İtalya gibi istisnai bölgelerde bu oran yüzde otuzlara çıkabiliyordu. Bu oranların standart hesaplaması Jan de Vries'in European Urbanization 1500-1800 (1984) çalışmasına dayanır; sanayi öncesi kent nüfus tarihinin temel referans kitabıdır.
Daha önemlisi, kentin işlevi bugünkünden farklıydı: kent üretimin değil, tarımsal artığın toplandığı ve işlendiği yerdi — ticaret, vergi, kira ve zanaat yoluyla artığın el değiştirdiği düğüm noktası. Sanayi öncesi kenti kendine özgü bir toplumsal tip olarak kavramsallaştıran klasik çalışma Gideon Sjoberg'in The Preindustrial City (1960) kitabıdır; kentin kırla ilişkisini artık transferi üzerinden okuyan çerçeve ise Fernand Braudel'in Civilization and Capitalism üçlemesinin (özellikle birinci cilt, The Structures of Everyday Life, 1979) ana temalarındandır. Kenti çevresinden ayıran şeyin ekonomik işlevden çok hukuki-siyasi statü (kent özgürlükleri, kendi mahkemesi, kendi yönetimi) olduğu tezi Max Weber'in The City (ölümünden sonra, 1921) analizine gider; Henri Pirenne'in Medieval Cities (1925) eseri de Avrupa kentinin ticaret yollarından yeniden doğuşunu anlatan kurucu metindir.
Şimdi sakinlere bakalım.
Zanaatkârlar ve loncalar
Kentin ekonomik omurgası zanaatkârlardı: demirci, dokumacı, fırıncı, debbağ, kunduracı, kuyumcu. Lonca sistemi hem üretimi hem toplumsal hayatı düzenlerdi; usta-kalfa-çırak hiyerarşisi aynı zamanda bir statü ve sosyal güvenlik düzeniydi. Kent nüfusunun kabaca üçte biri ila yarısının zanaat hanelerinde yaşadığı, kent tarihçiliğinin standart tahminidir.
Loncaların tarihyazımı bugün canlı bir tartışma alanıdır: S. R. Epstein loncaları beceri aktarımı ve kalite güvencesi sağlayan verimli kurumlar olarak savunurken ("Craft Guilds, Apprenticeship, and Technological Change", Journal of Economic History, 1998), Sheilagh Ogilvie loncaları rekabeti kısıtlayan rant arayışı yapıları olarak eleştirir (The European Guilds: An Economic Analysis, 2019). Osmanlı esnaf ve lonca düzeni için Suraiya Faroqhi'nin çalışmaları (örneğin Artisans of Empire, 2009) temel kaynaktır.
Tüccarlar
Küçük dükkân sahibinden uzak mesafe ticareti yapan büyük tüccara kadar geniş bir yelpaze. Büyük tüccarların çoğu kentte fiili yönetici sınıf olduğu — Venedik ve Floransa patriciyatı, Hansa kentlerinin tüccar oligarşileri — Pirenne'den bu yana kent tarihçiliğinin ortak temasıdır. Braudel'in üçlemesinin ikinci cildi (The Wheels of Commerce) tüccar hiyerarşisinin bu iç katmanlaşmasını ayrıntısıyla işler. Osmanlı kentindeki bedesten çevresinde örgütlenen büyük tüccarlar için Halil İnalcık'ın İstanbul ve Bursa çalışmaları referanstır.
Din adamları
Modern gözün en çok küçümsediği kesim, sanayi öncesi kentin en kalabalık gruplarından biriydi. Ortaçağ Avrupa kentlerinde ruhban nüfusun belirgin bir payını — kimi katedral kentlerinde yüzde beş-onu — oluşturabiliyordu; kilise ağı kentin hem en büyük toprak sahibi hem en büyük işvereniydi. Bu tablo genel Ortaçağ kent tarihçiliğinin (Duby, Le Goff ve kent monografileri) ortak bulgusudur. Osmanlı kentinde ulema, medrese talebeleri ve vakıf görevlileri benzer bir yer tutar; vakfın Osmanlı kent ekonomisindeki merkezî rolü İnalcık ve Faroqhi'nin çalışmalarında, Arap eyalet kentleri için André Raymond'un eserlerinde belgelenir.
Yöneticiler, askerler ve siyasi tüketim kentleri
Vali, kadı, yargıç, vergi memurları ve garnizon özellikle idari merkezlerde büyük yer tutardı. Sanayi öncesi dünyanın en büyük kentlerinin (Roma, Konstantinopolis, Pekin, Edo) üretim merkezleri değil siyasi tüketim merkezleri olduğu tespiti, kent tarihinde "parazit kent / üretken kent" tartışması olarak bilinir; kavramsal çerçeve E. A. Wrigley'nin "A Simple Model of London's Importance" (Past & Present, 1967) makalesi ve de Vries'in sentezinde işlenir. Edo'nun bir milyona yaklaşan nüfusunun kabaca yarısının samuray ve maiyetinden oluştuğu, Tokugawa kent tarihçiliğinin (Gilbert Rozman'ın karşılaştırmalı kentleşme çalışmaları dahil) standart bulgusudur.
Hizmetkârlar
Zengin hanelerin uşakları, aşçıları, seyisleri ve hizmetçileri kent nüfusunun yüzde on ila on beşini bulabiliyordu. Peter Laslett'in The World We Have Lost (1965) çalışması ve Cambridge Group'un hane yapısı araştırmaları, hizmetkârlığın sanayi öncesi yaşam döngüsünün olağan bir evresi olduğunu — özellikle genç kadınlar için kente göçün ana kapısı olduğunu — gösterir. Bu "yaşam döngüsü hizmetkârlığı" (life-cycle service) kavramı, Kuzeybatı Avrupa hane sistemine dair Hajnal çizgisindeki demografi literatürünün de parçasıdır.
Vasıfsız emek ve marjinaller
Hamallar, kayıkçılar, inşaat işçileri, su taşıyıcıları, dilenciler, günübirlik iş bekleyenler kentin en kırılgan katmanıydı. Braudel'in birinci cildi bu "ayak takımı" ekonomisinin gündelik dokusunu; Bronisław Geremek'in The Margins of Society in Late Medieval Paris (1976) çalışması ise marjinallerin dünyasını sistematik olarak inceleyen öncü eserdir.
İki yapısal tespit
Birincisi, sanayi öncesi kent demografik bir çukurdu. Yoğunluk ve hijyen koşulları yüzünden kentlerde ölüm oranı doğum oranından yüksekti; kent nüfusu ancak kırsaldan sürekli göçle ayakta kalabiliyordu. Literatürde urban graveyard effect denen bu olgunun klasik işlenişi Wrigley'nin Londra makalesi ve de Vries'in sentezidir. Dürüstlük gereği not edilmeli: Allan Sharlin'in 1978 tarihli itirazından bu yana etkinin ölçeği tartışmalıdır (kalıcı kentli nüfus ile geçici göçmenlerin ölüm oranlarının ayrıştırılması gerektiği savunulur), ama kentlerin göçe bağımlılığı konusunda geniş mutabakat sürer.
İkincisi, kent ile kır arasındaki sınır bugünkü kadar keskin değildi. Surların içinde bostanlar, ahırlar, bağlar vardı; birçok kentli çevre köylerde toprak sahibiydi. Bu iç içelik Braudel'in ve Sjoberg'in ortak vurgusudur. Sanayi devriminin yaptığı şey sadece kentleri büyütmek değil, kenti ilk kez üretimin ana mekânı haline getirerek bu işlevsel dengeyi tersine çevirmekti: artığı toplayan kent, değeri üreten kente dönüştü. Bu dönüşümün kavramsal çerçevesi yine Wrigley'nin enerji-ekonomi tarihçiliğinde (Energy and the English Industrial Revolution, 2010) bulunur.
Kaynakça
- Braudel, Fernand, Civilization and Capitalism, 15th-18th Century, 3 cilt, 1979 (özellikle c. 1: The Structures of Everyday Life ve c. 2: The Wheels of Commerce).
- de Vries, Jan, European Urbanization 1500-1800, Methuen, 1984.
- Epstein, S. R., "Craft Guilds, Apprenticeship, and Technological Change in Preindustrial Europe", Journal of Economic History, 1998.
- Faroqhi, Suraiya, Towns and Townsmen of Ottoman Anatolia, 1984; Artisans of Empire, 2009.
- Geremek, Bronisław, The Margins of Society in Late Medieval Paris, 1976 (İng. çev. 1987).
- İnalcık, Halil, İstanbul ve Bursa üzerine çalışmaları; The Ottoman Empire: The Classical Age 1300-1600.
- Laslett, Peter, The World We Have Lost, 1965.
- Ogilvie, Sheilagh, The European Guilds: An Economic Analysis, Princeton University Press, 2019.
- Pirenne, Henri, Medieval Cities: Their Origins and the Revival of Trade, 1925.
- Raymond, André, Osmanlı Arap kentleri üzerine çalışmaları (örn. The Great Arab Cities in the 16th-18th Centuries, 1984).
- Rozman, Gilbert, Urban Networks in Ch'ing China and Tokugawa Japan, 1973.
- Sharlin, Allan, "Natural Decrease in Early Modern Cities: A Reconsideration", Past & Present, 1978.
- Sjoberg, Gideon, The Preindustrial City: Past and Present, 1960.
- Weber, Max, The City, 1921 (ölümünden sonra yayımlandı).
- Wrigley, E. A., "A Simple Model of London's Importance in Changing English Society and Economy 1650-1750", Past & Present, no. 37, 1967.
- Wrigley, E. A., Energy and the English Industrial Revolution, Cambridge University Press, 2010.