
Blog Yazısı
Zamanı biz mi yaparız?
Swatch’ın doksanlı yılların ortalarında kullandığı bir slogan vardı: “Time is what you make of it.”
Ben bu sloganı şöyle Türkçeleştiriyorum: “Zaman, sen onunla ne yaparsan o.”
Bu ifade, zamanı yalnızca akıp giden ve tüketilen bir şey olmaktan çıkarıp insanın şekil verdiği bir alana dönüştürüyor.
Çoğu zaman içinde yaşadığımız düzeni, şehirleri, kurumları ve gündelik alışkanlıkları değişmez kabul ediyoruz. “Burası böyle”, “İnsanlar böyledir”, “Bu ülkede ancak bu kadar olur” diyerek mevcut olanı pek tabi ve kaçınılmaz sayıyoruz. Bunu bir tür zihinsel tembellik olarak gördüğümü bildirmek isterim. Bugün şikayet ettiğimiz konular bizden önce alınmış kararların ve tekrarlanan tercihlerin sonucudur; dolayısıyla başka kararlar ve tercihlerle bu şikayetler gündemden düşürülebilirdi.
Hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi düşünmek, gerçekliği olduğundan daha katı ve hayatı olduğundan daha çaresiz görmektir. Bu nedenle Swatch’ın sloganını hayata uyarlarsak şöyle diyebiliriz:
“Hayat, biz onu nasıl yaparsak o.” "Türkiye biz onu nasıl yaparsak o"
Daha iyi bir dünya, önce mümkün olanı hayal etmekle; ardından “genel geçer” sandığımız şeylerin aslında insan eliyle oluşturulduğunu fark etmekle başlar.
İnsan eliyle yapılmış olan, yine insan eliyle değiştirilebilir.
Not: ben bu yazıyı yazdıktan sonra, 29.08.2026 tarihinde sabah saatlerinde Cumhuriyet gazetesinde Murat Ülker'in bir yazısı ile karşılaştım. Yazısında aşağıdaki esere atıfla çok önemli ve sahip olduğum fikirlerle örtüşen fikirlerle karşılaştım.
Hoffman, A. J. (2025). Business School and the Noble Purpose of the Market: Correcting the Systemic Failures of Shareholder Capitalism. Stanford University Press.